necessity

вимова
i. gereken, zorunluluk, gerek, gereklilik, ihtiyaç, lüzum, kaçınılmazlık

Приклади пропозицій

Art is not a luxury but a necessity.
Sanat bir lüks değil fakat bir gerekliliktir.
вимова вимова вимоваu Report Error!
She told a white lie out of necessity.
Zorunluluktan beyaz bir yalan söyledi.
вимова вимова вимоваu Report Error!
A computer is an absolute necessity now.
Bir bilgisayar şimdi mutlak bir ihtiyaçtır.
вимова вимова вимоваu Report Error!
We understand the necessity of studying.
Eğitimin gerekliliğini anlıyoruz.
вимова вимова вимоваu Report Error!
Food and clothes are necessities of life.
Gıda ve giysiler yaşamın gerekleridir.
вимова вимова вимоваu Report Error!
His wife has started to work out of necessity.
Karısı zorunluluktan dolayı işe başlamıştır.
вимова вимова вимоваu Report Error!
A musician cannot move others unless he too is moved. He must of necessity feel all of the affects that he hopes to arouse in his audience, for the revealing of his own humour will stimulate a like humour in the listener.
Carl Philipp Emanuel Bach
Bir müzisyen kendi de oynamadığı sürece diğerlerini oynatamaz, o, zorunluluk gereği seyircide uyandırmayı umduğu etkilerin tamamını hisseder, zira onun mizacının ortaya çıkması seyircide benzer bir mizacı uyaracaktır.
вимова вимова вимоваu Report Error!
Some people could not buy food or other necessities.
Bazı insanlar yiyecek ve diğer ihtiyaçlarını satın alamıyorlardı.
вимова вимова вимоваu Report Error!
I am going to a US business trip for a whole month. I have deposited the money into your account, for your necessities.
Ben bir aylığına Birleşik Devletleri'ne iş gezisine gidiyorum. Hesabına ihtiyaçların için para yatırdım.
вимова вимова вимоваu Report Error!
- I am calling you. Don't you hear? Out of your room, Jin. I am going to a US business trip for a whole month. l have deposited the money into your account, for your necessities.
- The money you gave me last month is still in my account.
- Sana sesleniyorum. Duymuyor musun? Odandan çık, Jin. Bir aylığına Amerika'ya iş gezisine gidiyorum. Gereksinimlerin için hesabına para yatırdım.
- Bana geçen ay verdiğin para hala hesabımda duruyor.
вимова вимова вимоваu Report Error!

Синоніми

1. requirement: qualification, demand, vital part, postulate, essential, imperative, necessary
2. need
3. fate: compulsion, destiny, inevitability, karma, kismet
4. exigency: indigence, pinch, need, stress, neediness, urgency


dictionary extension
© dictionarist.com